VİETNAM GEZİ NOTLARI Mart ve Eylül 2008

Giriş notu: Emekli olduktan sonra yapmayı tasarladığım işlerden biri de, gezdiğim, gördüğüm yerlerle ilgili notları derlemekti. Aradan çok zaman geçtiği için, her şeyi hatırlama şansım olmamasına karşın, elimdeki notlardan ve fotoğraflardan yola çıkarak, gezdiğim yerleri olabildiğince anlatmaya çalışacağım. Verdiğim bilgiler, gezdiğim döneme ait olup, aradan geçen zaman içerisinde, anlattıklarımda bazı değişikliklerin olmuş olması çok mümkündür. Lütfen okurken, bu hususu göz önüne alın.

Vietnam’a gitmeden önce, 2006’da, Singapur’da bir Vietnam sergisine gitmiştim ve güzel sergi, oldukça ilgimi çekmişti. O sergiden birkaç fotoğrafla başlayayım notlarıma

2008 yılında ise, Vietnam’a iki sefer gitme şansım oldu. Mayıs ayında Hanoi’yi, Eylül ayında da Ho Chi Min (eski adıyla Saygon) ve Halong Koy’unu ( Halong Bay) gördüm.

Vietnam, Türkiye’nin yarısından bile ufak (332,000 Km2) ama 100 milyona yakın nüfusuyla, Türkiye’den daha kalabalık bir ülke. Güncel durumu bilmiyorum ama benim gittiğim dönemde Sosyalist bir hükümet ile tek parti (Komünist Partisi) yönetimindeydi. Buna karşın, 1986’dan sonra başlayan modernizasyon ve liberasyon hareketi (Doi-Moi olarak adlandırılıyor) sonucunda yapılan, ekonomik, sosyal ve kültürel değişimlerden dolayı kendinizi hiç de komünist bir ülkedeymiş gibi hissetmiyorsunuz. Hatta ben kendi adıma, senelerce süren kanlı Vietnam savaşına rağmen, birçok batılı ve Amerikan şirketini o kadar yaygın olarak gördüğümde çok şaşırdığımı söyleyebilirim.

Vietnam parası DONG’un (Resmi adı VND) değeri çok düşüktü. 1 Dolar, 17000 DONG idi. Kâğıt paraların üzerindeki sıfırlar, insanın kafasını karıştırıyordu. En düşük kâğıt para 10.000 VND (yaklaşık 60 cent), en büyük kâğıt para 500.000 VND (yaklaşık 30 dolar) idi. Madeni para hemen hemen hiç kullanılmıyordu. Cebinizde dolar varsa, her şey inanılmaz derecede ucuzdu.

Vietnam’da kredi kartı birçok yerde geçiyor ama Vietnam ve Tayland gibi Güney Doğu Asya ülkelerinde kartınızın klonlanması olasılığı olduğundan, döviz bozdurup, parayla alışveriş yapmanız daha güvenli diye düşünüyorum. Benim 2 kez, kredi kartım klonlandı ve iptal ettirmek zorunda kaldım. Kredi kartı kullanamanın en büyük sıkıntısı, paraların, cüzdanınızda çok yer tutması.

Vietnamlılar, diğer Güneydoğu Asyalılarla kıyaslayınca, pek kibar değildi. Karşılaştığım insanlardan yola çıkarak, istisnaları olmakla birlikte, Vietnamlıların, Tayland, Laos ve Myanmar’daki kadar kibar, saygılı ve hatta dürüst olmadığını söyleyebilirim. 2 kez satıcıların, fatura toplamlarını yaparken, bilerek yanlışlık yaparak fazla para almaya çalıştıklarına şahit oldum. Buna, Duty Free’deki satıcı da dahil. Bu yüzden, gidenlerin dikkatli olmasında fayda var diye düşünüyorum. Belki senelerce Fransız ve Amerikalılardan çektiklerinin sonucunda yabancılara pek olumlu yaklaşmıyorlar. Belki de senelerce süren savaşların, mücadelelerin oluşturduğu, daha sert bir yapıları var.

Güneydoğu Asya ülkelerinin çoğunda, telefon ve elektrik kabloları yer üstünden gidiyor. Sokak kenarlarındaki direklerden sarkan yüzlerce kablo, insanı şaşırtıyor. Vietnam’da bunlardan biri. İlerde bazı çarpıcı fotoğraflar vereceğim

Vietnam hakkında genel izlenimimi verdikten sonra, gezilerimizi anlatayım:

Hanoi gezi programım şöyleydi: 20 Mart’ta Hanoi havaalanında, rehber karşıladı beni. Önce kısa bir şehir turu yaptık. Hanoi, çok gürültülü bir şehir. Geniş caddelerinde, inanılmaz derecede bir motosiklet yoğunluğu ve hareket var. Rehberin söylediğine göre, şehirde 2 milyon motosiklet varmış ve trafik kazalarında, günde, ortalama 2 motosikletli ölüyormuş. Vızır vızır, kural tanımadan, hızla işleyen motosiklet trafiğini görünce, nasıl bu kadar az insanın öldüğüne şaşırıyor insan. Diğer taraftan, ürkütücü kalabalığa ve trafiğe rağmen, Vietnam’daki trafik ve motosiklet kaosunun nasıl başarılı bir şekilde işlediğini ve motosiklet sürücülerinin insanlara ve birbirlerine çarpmadan nasıl bir sürat ile dolaştıklarını anlayabilmek için fotoğraflar yeterli gelmiyor. Videoları seyretmelisiniz. Videoyu seyrederseniz, gözlerinize inanamayacaksınız ve ne demek istediğimi anlayacaksınız.

Aşağıda, Hanoi’den bazı fotoğraflar veriyorum. Motosiklet yoğunluğu dikkatinizi çekecektir.

Hanoi’de, birkaç tane tapınak gezdik. Vietnam’daki tapınakların, diğer Güneydoğu Asya ülkelerindeki kadar çok ve büyük olmadığını söyleyebilirim. Bazı fotoğraflar:

Şehir turundan sonra, Geleneksel Vietnam ‘’Su Kuklaları’’ (Water Puppet) gösterisine gittik. Bu gösteri, seyircilerin önündeki sahne büyüklüğündeki bir havuz içerisinde yüzen kuklalar ile yapılan bir gösteri. Çocuklar için çok eğlenceli ama büyükler için de oldukça enteresan. Havuzun içerisinde kuklalar atlayıp, sıçrayıp, yüzüp duruyorlar. Bu gösterinin aslında ne kadar zor bir performans olduğunu, gösterinin sonunda, kuklacılar havuzdaki bambu perdenin arkasından, suyun içinden çıkıp insanları selamlayınca anlıyorsunuz. Suyun içerisindeki onlarca kuklayı o mesafeden nasıl hareket ettirebildiklerini, hala anlayabilmiş değilim.

Havuzun yanında da geleneksel müzik aletleriyle, Vietnam müziği icra eden bir orkestra bulunuyor. Yani, müzikli gösteri. Bence, Vietnam dışında bir yerde göremeyeceğiniz, çok başarılı bir gösteri. Vietnam’a gidecekler için, mutlaka izlenmesini öneririm. 1 saat kadar sürüyor ama sıkılmıyorsunuz. Ben tam anlayamadım ama, rehberin söylediğine göre, su içerisindeki pirinç tarlalarındaki yaşam ve hasat dönemini anlatıyormuş seyrettiğimiz gösterinin hikayesi.

Ertesi gün ilk olarak Ho Chi Minh mozolesini ve mozolenin yakınında bulunan, Ho Chi Minh’in yaşadığı evi ziyaret ettik. Gençliğimizdeki Amerikan emperyalizmini protesto gösterilerinde, ‘’Ho – Ho - Ho Şi Min - daha fazla Vietnam’’ diye bağırdığımız günleri hatırlattı bu ziyaret bana. Burada Ho Chi Minh’i biraz anmak ve anlatmak lazım. Vietnamlıların deyişiyle Ho Amca, 1890’da, Vietnam henüz bir Fransız sömürgesiyken doğmuş. Gençliğinde bir Fransız gemisinde iş bulup dünyayı gezmiş. Fransa, İngiltere, Çin ve Amerika ve Sovyetler Birliği’ne gitmiş ve Moskova’da eğitim görmüş. 1930’da yurt dışında Çinhindi (Indochine ) komünist partisini kurmuş. Vietnam’a gelmesi yasak olduğundan, Moskova ve Çin’de yaşamış. 1944’te Japonların Vietnam’ı da işgal etmeleri üzerine, ülkesine dönerek, on bin kişilik gerilla ordusuyla Japonlara karşı savaşmaya başladı. Savaş bitince Japonlar çekildi ama Vietnam hala Fransız sömürgesi olduğundan, bu sefer, Fransızlarla savaşmaya başladı. 1954’te Fransızlar da çekildi ancak ülke, Kuzey ve Güney olarak ikiye ayrıldı. Ho amca, Kuzey Vietnam’ın devlet başkanı oldu. 1960’lardan sonra başlayan Kuzey – Güney Vietnam gerginliği 1965’te Amerika’nın direk müdahalesi ile tam bir Kuzey Vietnam – Amerika savaşına dönüştü. Ho amca 1969’da öldü ama 1975’te Vietkong birliklerinin güneyin başkenti Saygon’u (Bugünkü Ho Chi Minh şehri) ele geçirmesi ile savaş kazanıldı, kuzey ve güney Vietnam, tek bir ülke haline geldi.

Komünist lider Ho Chi Minh, öldükten sonra kendi adına tapınak ve heykellerin oluşturulmamasını ve cesedinin yakılarak küllerinin Vietnam kırsalına dağılması ve böylece tarım arazisini gübrelemesi istediğini belirtmiş. Ancak, ülke yönetimi, onun yaptıklarına karşın, anısını yaşatmak üzere cesedinin mumyalanması ve onun için yapılacak bir anıt mezarda muhafaza edilmesine karar vermiş. Bu konuda en tecrübeli olan Rus bilim adamlarına danışılmış ve 4 uzman getirilmiş.

Lenin 1924'te öldüğünde mumyalanarak cesedi muhafaza edildiğinden, Sovyet bloğunda ve bazı Komünist ülkelerde büyük liderlerini mumyalama ve onları halka sergileme eğilimi başladı. Bugüne kadar, benim bildiğim kadarıyla, Lenin, Stalin, Ho Chi Minh, Kuzey Kore lideri Kim İl-Sung ve Mao Zedong'un cesetleri mumyalandı. 1950'lerde Rusya’da Stalin karşıtı dalga oluştuğundan, Stalin’in cesedi alınarak Kremlin duvarının yanına gömülmüş.

Ho’nun mumyalanmış cesedinin cam bir lahit içinde sergilendiği anıtın önünde, beyaz üniformalı kaz adımlarıyla yürüyen Vietnamlı askerler nöbet tutuyorlar. Her saat başı nöbet değişimi yaşanıyor. Turistlerin ilgiyle izlediği bir tören. Ho Chi Minh mozolesi, Çin Kızıl Meydanından daha ufak bir meydanda, bizim Anıt Kabir’imizin minyatürü gibi bir yapı. Milyonlarca insanın her yıl ziyaret ettiği anıta girmek için, korkunç bir sıra vardı. Buraya gelmişken görmeden gitmek olmaz deyip, yüzlerce metre uzunluğundaki kuyruğa geçtim. Fotoğraf makinası ile içeri girmek kesinlikle yasak. İçeriye girdikten sonra, çok ağır olmamak kaydıyla, sessizce, Ho’nun cam tabutunun yanından geçip dışarıya çıkıyorsunuz. Normal yürüyüş hızını düşürüp, fazla beklersen, nöbetçiler uyarıyor.

Mozoleden çıktıktan sonra, benzer uzunlukta bir sıra ile, mozolenin hemen yakınındaki, Ho amcanın göl kenarındaki, senelerce yaşadığı evine geldik. Ho Amca’nın evini görünce, ne kadar mütevazı şartlarda yaşadığını görüp, takdir etmemek mümkün değil.

Arkasından, Hoa Lo hapishanesine gelindi. Ben bu hapishanede, genelde Amerikan savaşı ile ilgili şeyler göreceğimizi sanıyordum ama daha çok, sömürge döneminde Fransızların Vietnamlılara yaptıkları işkenceleri gösteren işkence aletleri, hücrelerdeki korkunç yaşam koşullarının sergilendiği fotoğrafları görmek ve bilgileri öğrenmek beni şaşırttı. Öyle görünüyor ki, zavallı Vietnamlılar, Amerikalılardan çektiklerinin çok daha fazlasını, Fransızlardan çekmiş. Her ne kadar Fransız sömürge döneminde ölen Vietnamlıların sayısı 100 bin civarında, ‘’Portakal Gazı’’ etkisini de katarak, Amerikan savaşında ölenlerin sayısı ise milyonlarla ifade ediliyorsa da, bu müze hapishaneyi gezince, ferdi işkence ve eziyet yönünden Fransızların daha önde olduğunu algıladım.

Bu müze hapishane, Vietnamlıların ülkelerini savunmak için ne kadar büyük acılar çektiğinin belgesi niteliğinde. İkinci gezimizde, Amerikalıların yaptıkları toplu katliamlarla ilgili daha detaylı bilgi veren Saygon savaş müzesini de görmek mümkün oldu. Onları, o kısımda anlatacağım.

Şimdi Müze haline getirilen ünlü hapishaneden fotoğraflar göstereyim.

Sırada Vietnam Tarihi Müzesi vardı. Bu müze, tüm dönemlere ait eserlerle, Vietnam tarihini sergiliyor. Şu konuları hatırlıyorum:

  • Tarih öncesi dönem
  • Metal Çağı
  • Çin Hakimiyeti ve Ulusal Bağımsızlık Mücadelesi
  • Taş ve bronz heykeller
  • Hanedanlıklar dönemi
  • İletişim