TAYLAND GEZİ NOTLARI 2007 Mart, 2009 Mart ve 2009 Kasım

Emekli olduktan sonra yapmayı tasarladığım işlerden biri de, gezdiğim, gördüğüm yerlerle ilgili notları derlemekti. Aradan çok zaman geçtiği için, her şeyi hatırlama şansım olmamasına karşın, elimdeki notlardan ve fotoğraflardan yola çıkarak, gezdiğim yerleri olabildiğince anlatmaya çalışacağım. Verdiğim bilgiler, gezdiğim döneme ait olup, aradan geçen zaman içerisinde anlattıklarımda bazı değişikliklerin olmuş olması çok mümkündür. Lütfen okurken, bu hususu göz önüne alın.

Tayland’a 3 kez seyahat ettim. 2007 Mart’da Bangkok, 2009 Mart’da Ayuthaya ve 2009 Kasım’da Chiang Mai, şehirlerini gezdim. Bir açıklama yapma ihtiyacı yapmak zorunda hissediyorum kendimi. Tayland’a kendim gitmeden önce, Arabistan’daki genç mühendis arkadaşlarımın anlattıklarından ve medyada okuyup gördüklerimden, Tayland’a sadece seks turizmi için gidildiği gibi bir izlenim edinmiştim. Kendim gidip görünce, durumun çok farklı olduğunu, bu yanlış izlenimin, tamamen gidenlerin amacından kaynaklandığını anladım. Dolayısıyla, burada anlatacaklarım, Tayland’ın seks turizmi ülkesi değil, muazzam bir kültür kaynağı olduğunu açıklayacak diye düşünüyorum.

Tayland, insanıyla, yiyecekleriyle, kültürüyle, tapınaklarıyla, tarihiyle, görülmeye değer bir ülke. Yul Bryner’ın kral rolünde olduğu Kral ve Ben filmini seyredenler olduysa, Siam (bugünkü Tayland) Kralı ile İngiliz mürebbiye arasındaki kültürler arası çekişmeyi ve zaman içerisinde, aralarında oluşan duygusal yakınlaşmayı hatırlarlar. Bu film, gerçek olaylardan yola çıkılarak hazırlanmıştı. 2007’de Tayland’a ilk ziyaretimde herhangi bir tur operatörü veya rehber kullanmadım. Kendi imkanlarımla yaptığım gezinin de o kadar başarılı olmadığı izlenimini edindim ve bu nedenle bundan sonraki gezilerimde rehberli tur organize etmeye özen gösterdim.

Bangkok havaalanına iner inmez, sizi, Budist kültürünün izleri ve Tayland kralının fotoğrafları karşılıyor. Ben gittiğim zamanki Tayland kralı, halk tarafından çok sevilen ve sayılan bir zattı ancak 2016’da, 88 yaşında yaşama veda etti. Oğlu, yeni kral, alışılmışın dışında playboy yaşam tarzından dolayı halkın gözünde pek sevilmeyen, veliahtlığı döneminde bile, asaletle bağdaşmayacak şeyler yaptığından, halk arasında ciddi bir huzursuzluğa yol açan bir kişiydi. Son durum nedir bilmiyorum.

Değişik bir atmosferi olan Bangkok havaalanından, 2007’de çektiğim bazı fotoğrafları göstereyim.

Bangkok, geleneksel Tayland Budist mimarisinde yapılmış tapınak binalarının yanında, modern, yüksek binalara sahip, güzel ve temiz bir şehir. Şehrin içinde birçok su kanalına rastlamanız mümkün. Şehrin meydanlarında da kralın ve kral ailesinin çok büyük fotoğraflarını görebilirsiniz.

Yollarda, otomobil çok olmakla birlikte, motosikletlerin yoğunluğu hemen göze çarpıyor. Ayrıca, motosikletten toplu taşıma aracına dönüştürülmüş, ‘’Tuk Tuk’’ denilen 2- 4 - 6 kişilik motorlu taşıma araçları da çok yaygın kullanılıyor. Gelmişken böyle bir deneyim yaşayalım deyip bir Tuk Tuk tuttum. Ne kadara anlaştığımı hatırlamıyorum ama pahalı gelmemişti. Tuk Tuk’larla yapılan şehir gezisinde öğrendim ki, Tuk Tuk’çu sizi, anlaşmalı olduğu turistik eşya satan mağazalara götürüyor. Gitmeyi istemeseniz bile ısrar ediyor. Zaten yolları bilmediğiniz için, birden kendinizi bir mağazada buluyor ve mecburen inmek zorunda kalıyorsunuz. Rotayı belirleme ve yolu tarif etme şansınız olmadığı için sizi nereye götürürse oraya gidiyorsunuz. Eğer Tuk Tuk tutacaksanız, bu deneyimi yaşayacağınızı bilerek tutun Tuk Tuku. Ben hediyelik yere gitmek istemiyorum demeniz pek bir şey değiştirmez. Sadece gittiğiniz yerlerde daha az kalabilirsiniz. Diğer taraftan, gitmeyi istemeseniz bile, gittiğiniz bazı yerler ilginizi çekebilir. Bu da bir olasılık.

Tapınaklara arınmak ve dua etmek için gelen insanlar, temizce giyinmiş oluyorlar ve çoğunlukla ellerinde çiçekler, meyveler ve yiyeceklerle geliyorlar. Diğer tapınakların çoğunda olduğu gibi, Budist tapınaklarını ziyaret ederken de, omuzların ve dizlerin kapalı olması, sessiz olunması ve ibadet edenlere saygı gösterilmesi, temel kurallar. Tapınaklara ayakkabı ile girmek yasak ve ayıp. Bir de tapınaklarda, ayakların Buda heykeline doğru uzatılmasından çok rahatsız oluyorlar. Bu nedenle, otururken, ayaklarınızı öne uzatmak yerine, bağdaş kurmak veya dizlerin üzerine çömelmek gerekiyor. Bazı tapınaklara kısa kollu elbise veya şortla girilebiliyor ama bazılarında kadınlara sarong denilen Tayland örtüsü, şortlu erkeklere de pantolon veriyorlar.

Sarong, Güneydoğu Asya’da birçok ülkede kullanılan bir giysi modeli. Kadınlar ve erkekler tarafından kullanılabiliyor. Peştamal benzeri olarak kabul edilebilir. Kadınlarınki daha renkli ve canlı desenli, erkeklerinki daha sade ve koyu renk oluyor. Giyim kurallarındaki katılık, sanırım tapınağın yüceliğine veya tapınağın rahibinin tercihine kalıyor.

Şimdi, hatırlayabildiğim kadarıyla, 2007’de Bangkok’ta gezdiğim yerleri anlatıp fotoğraflarını göstereyim.

City Pillar Shrine (Şehir Sütunu Tapınağı)

Wat Sitaram

Şehrin ara sokağında, domuz yetiştiricileri için yapılmış ufak bir tapınak. Wat; Tayland, Kamboçya ve Laos'da Budist – Brahman tapınak komplekslerine verilen genel isim.

Golden Mountain (Altın Dağ) tapınağı

Diğer adı Wat Saket. Altın rengin hâkim olduğu, büyük bir tapınak. Pırıl pırıl parlayan yapısıyla şehrin her tarafından görülüyor.

Grand Palace (Sultan’ın Büyük Sarayı) Tapınak ve Külliyesi.

İçinde birçok binanın ve bahçenin bulunduğu, yüksek duvarlarla çevrili çok büyük bir saray ve tapınak kompleksi. Chao Phraya Nehri kıyısında ve 218.000 metrekarelik bir alana sahip.

Burada giyim kuralları oldukça katıydı. Şortlu erkeklere saraya girmek için pantolon veriyorlar. Kadınlara ise sarong.

Saray, inşa edildiğinden, yani 1782'den beri Siam – Tayland Krallarının resmi konutu olmuş. Kraliyet Ailesi ve hükümet, 1925’ten sonra başka binalara taşınıp sarayda sürekli olarak kalmamaya başlamış. 1932'de mutlak monarşinin kaldırılmasından sonra da, tüm devlet kurumları tamamen saraydan çıkmış. Hâlâ resmi etkinlikler için kullanılmakla birlikte, Tayland'ın en popüler turistik yerlerinden biri olarak ilgi çekiyor. Saray binası kısmen bir müze olarak halka açık, ancak hala içinde birkaç kraliyet ofisinin bulunduğu bir kısım Sarayın çalışma bölümü olarak tutuluyor. Benim gittiğim dönemde bu bölüme giriş yasaktı.

Vinanmek Palace

Dünyanın en büyük, tümüyle Tik ağacından yapılmış binası olduğu söyleniyor. Tik; özellikle sağlamlığı ve suya dayanıklılığı nedeniyle değerli olan ve tekne yapımı, inşaatlarda dış kaplama, mobilya ve oymacılık için kullanılan bir ahşap malzeme. Tik’in yüksek yağ içeriği, yüksek mukavemeti ve sıkı damarları, onu özellikle hava şartlarına dayanıklı hâle getiriyor. Tik ayrıca çürümeye, mantarlara ve küflenmeye karşı da son derece dayanıklı. Ek olarak, oldukça düşük bir büzüşme özelliğine sahip olması onu, özellikle muson yağmurları gibi şiddetli yağmurlara maruz iklim bölgelerinde fevkalade kullanışlı bir yapı malzemesi durumuna getiriyor. Bina gerçekten çarpıcı. Bina eskiden kraliyet sarayı olarak kullanıldığından, içinde değerli sanat eserleri ve şahane eşyalar var ama içeride fotoğraf çekmek yasak.

Wat Mahathat (Temple of the great relic – Büyük Kutsal Emanet Tapınağı)

Wat Mahatat, birçok Budist tapınağı için kullanılan ortak bir isim. Zira Buda'nın kalıntılarını barındırdığı iddia edilen herhangi bir tapınak bu adla tanımlanıyor. Bu yüzden, Güneydoğu Asya'da birçok şehirde bir Wat Mahatat görmek mümkün. Bangkok’taki tapınak, aslında Siam Krallığı'nın, başkenti Bangkok'a taşımasından önce Ayutthaya’da imiş. Ancak başkent Bangkok’a taşındıktan sonra Büyük Saray yakınında olduğu için önemli bir manastır haline gelmiş. Wat Mahatat, aynı zamanda Tayland'ın en büyük manastır tarikatına ve bir üniversiteye ev sahipliği yapıyor. Tayland halkı için en önemli tapınaklardan biri.

Bunun dışında, Bangkok’un sokaklarında rehbersiz gezip, sokak satıcılarını, kanal boylarındaki yerleşim yerlerini de gördüm. Yolda dolaşırken Opera binasına gelince bir ilan gördüm. İlanı görünce, Bangkok’a gelmişken bir de geleneksel Tayland Operası izleyeyim dedim. Opera binası şahane. Hem binayı, hem dekorasyonunu çok sevdim. Başlarda operayı da ilgiyle izliyordum ama bir müddet sonra, hiç anlamadığımız bir dilden (her ne kadar sahnenin üst tarafında sözlerin ve olayların İngilizcesi yazıyorsa da), aynı minvalde, hiç to değişikliği olmadan sürdürülen müzik, beni oldukça yordu. Dansları enteresan olsa da, tekdüze müziğinden dolayı, çok tavsiye edemeyeceğim. Kendi açımdan, ikinci defa izlememin pek mümkün olmadığını söyleyebilirim. Ama merak edenler yine de gidebilirler.

Tayland’a ikinci gidişim Ayuthaya’ya oldu. Ayuthaya, antik Ayuthaya krallığının ve Tayland’ın (o zamanki adıyla Siam’ın) eski başkenti. Kutsal şehir olarak adlandırılan Ayuthaya, 3 tarafı nehirlerle çevrilmiş bir ada konumunda. 20 Mart 2009’da, beni Bangkok havaalanında karşılayan rehberle birlikte, Ayuthaya’ya gitmeden önce, genel bir Bangkok turuna başladık. İlk önce Sultan’ın büyük sarayına uğradık. Daha önceki ziyaretimde de gezdiğim için bu sefer daha az bir zaman harcadık sarayı gezmeye ama saray o kadar büyük ki, yine de epey zaman geçirdim.

Sultan’ın sarayı, çok büyük bir tapınaklar kompleksinin içerisindeki bir bina aslında. Kraliyet çalışma ofisinin önünde nöbetçi bekliyor, o binanın içine girmek yasak. Ancak, o bina dışındaki diğer binaları, bahçeyi ve tapınakları gezmek ve fotoğraf çekmek serbest. Her ne kadar daha önceki gezimi anlatırken bazı fotoğrafları vermiş olsam da, bu gezideki fotoğraflardan da bazılarını göstermek istiyorum. Sonuçta, fotoğraflar değişik açılardan ve iki gezi arasında 2 sene var.

Wat Pho Tapınağı

Wat, daha önce söylediğim gibi, Tayland dilinde tapınaklar kompleksini (bir anlamda külliye) tanımlamak için kullanılıyor. Genelde hem halk tarafından, hem de turistlerce, ufak tapınaklar yerine, büyük bir bahçe içerisinde birçok tapınak barındıran Wat’lar ziyaret ediliyor. Wat Pho, Tayland’ın en eski ve önemli tapınaklarından biri. Ayrıca Tayland'daki en büyük Buda resim koleksiyonuna sahip. Binaların duvarları çeşitli konularda resim ve yazıtlarla süslenmiş. Bir tıp okulu ve Tayland masajı öğrenme merkezi olarak kullanılıyor.

Wat Pho Kraliyet Manastırı içerisinde, 15 metre yükseklik ve 43 metre uzunluktaki Yatan Buda (Reclining Budha) heykeli var. Bu da tapınağın değerini arttırmış. Yatan Buda ve onu içinde barındıran şapel, 1832'de III. Rama tarafından yaptırılmış. İnsanlar gelip, yerde sağ tarafına uzanmış yatan bu Buda heykeline saygılarını sunuyorlar. Yatan Buda imgesi, Buda'nın Nirvana'ya girişini ve tüm reenkarnasyonların sonunu temsil ediyormuş. Tayland'daki en büyük Buda heykellerinden biri imiş. Figürün üzeri, yaldızlandığından, altın gibi duruyor. Buda heykelinin tabanları, 3 metre yüksekliğinde ve 4,5 metre uzunluğunda. Tabanı sedef kakma ile kaplanmış, üzerindeki bölümlere uğurlu semboller yapılmış. Ayakların merkezindeki daire, bir çakrayı (enerji noktasını) temsil ediyormuş. Yatan Buda da, Tayland’daki birçok Buda heykeli gibi, kadın görünümlü ve uzun kulaklı.

Aşağıda Wat Pho’dan ve Yatan Buda’dan bazı fotoğraflar var.

İletişim