MYANMAR (BURMA – BİRMANYA) GEZİ NOTLARI 2007 Haziran

Ön Not : Emekli olduktan sonra yapmayı tasarladığım işlerden biri de, gezdiğim, gördüğüm yerlerle ilgili notları derlemekti. Aradan çok zaman geçtiği için, her şeyi hatırlama şansım olmamasına karşın, elimdeki notlardan ve fotoğraflardan yola çıkarak, gezdiğim yerleri olabildiğince anlatmaya çalışıyorum. Verdiğim bilgiler, gezdiğim döneme ait olup, aradan geçen zaman içerisinde birçok değişiklik olmuş olması çok mümkündür. Lütfen bu gözle okuyun.

Myanmar, eski adıyla Burma ya da Birmanya, Güneydoğu Asya'da; Bengaldeş, Çin, Hindistan, Laos ve Tayland arasında yer alan ince, uzun bir ülke. 55 milyon civarında nüfusu var. Ülkenin başkenti 2005 yılından beri Naypyidaw olmakla birlikte, en meşhur şehri, dünya ile irtibatın da sağlandığı eski başkent Yangon (Rangoon). 1948’de, 1882’den beri gelen İngiliz sömürgeliğinden kurtulup bağımsızlığını ilan eden ülke, her ne kadar demokratikliği ciddi şekilde tartışılsa ve hâlâ askerlerin gücü ve müdahalesi büyük ölçüde hissedilse de, seçimle işbaşına getirilen bir başkanlık sistemiyle yönetilmekte.

1962’de yönetimi ele geçiren askeri cunta rejimi, ülkeye İngilizlerce konulmuş olan Burma adını Myanmar Birliği olarak, Rangoon'un (Rangun) ismini de Yangon (Yangun) olarak değiştirmiş. Cunta 2011’de yönetimi sivil iktidarlara devretmesine karşın ülkede hâlâ ağırlığı bulunuyor. (Benim seyahatim sırasında ise, askeri cunta iktidardaydı). Cunta yönetiminin baskısından kaçan birçok Myanmar’lı, çoğunlukla Singapur’da ve Tayland’da yaşamakta.

Myanmar, tropikal muson iklimine sahip ve bu yüzden, Muson yağmurları sebebiyle sık sık sellere maruz kalıyor. Nüfusun yüzde doksanı Budist, yaklaşık yüzde 4’ü ise Müslüman. Özellikle 2017’den sonra bütün dünyanın tepkisine karşın, Müslüman nüfusa karşı yapılan etnik temizlik hareketleri nedeniyle, Bengaldeş sınırında olan Arakan’lı Müslümanların bir kısmı öldü veya öldürüldü veya Bengaldeş’e kaçmak zorunda kaldılar.

Myanmar’dan bahsederken Aung San Suu Kyi’den bahsetmemek olmaz. Kendisi askeri rejime karşı mücadelesi ile tanınan, Gandi, Martin Luther King gibi insan hakları savunucusu kabul edilen ve 1991’de Nobel Barış Ödülünü alan cesur bir kadın siyasetçi. Yönetimdeki dikta onu 15 sene hapsetti (6 sene hapishane ve 9 sene ev hapsi). 2015’ten beri Myanmar onun lideri olduğu parti tarafından yönetiliyor. Eski kocası ve çocuklarının yabancı ülke vatandaşı olmasından dolayı, anayasa gereği başkanlığa seçilemedi ama ülkeyi başbakan gibi yönetiyor ve ülkenin lideri olarak kabul ediliyor. Müslümanlara karşı yapılan etnik temizliğe sessiz kaldığı savıyla, uluslararası alanda büyük tepki çekti ve kendisine verilen Nobel Barış ödülünün geri alınması gündeme geldi.

2007 Haziran’ında, Myanmar’a 3 günlük bir gezi yaptım. Bu süreyi, tümüyle, eski başkent Yangun’da geçirdim. Singapur’da çalıştığım şantiyemde bana bağlı olan taşeron ekibi Myanmar’lı olduğu için, Myanmar’lılarla zaten oldukça yakın bir ilişkim vardı.Beni, Singapur’da yaptıkları Myanmarlılar günlerine çağıracak kadar aralarından biri olarak kabul ediyorlardı. Çalışkanlıkları ve disiplinleri ile takdirimi kazanan güzel insanlardı ekip çalışanları. Birçoğu ile ilişkim, iş bittikten sonra da senelerce sürdü.

Yangun’da, belirgin bir yoksulluk ve bakımsızlık gözleniyor. Altyapı perişan. Özellikle yer üstünde görülen havai elektrik ve telefon kabloları, hoş olmayan bir görüntü kirliliği yaratıyor. Buna karşılık; fevkalade hoş, nazik, saygılı, cana yakın ve gülümseyen yüzlü insanları, bu görüntü ile hiç uyuşmuyor. Yollarda, vişne çürüğü kıyafetleri (kız öğrencilerin giysisi ise pembemsi) ile onlarca Budist rahip ve rahip öğrencilerini görüyorsunuz. Her taraf Budist tapınakları ile dolu. Budist rahiplerin (monk olarak adlandırılıyor) sokaklarda dolaştığı ülkelerde bilmeniz gereken önemli bir kural var. Erkeklerin bile monklara dokunması hoş değil. Hele bir kadının değmesi, hatta gözüne bakması bile büyük bir hakaret. Budist tapınaklarına girerken ayakkabılarınızı çıkartmayı unutmayın. Bayanların açık kollu elbiselerini ve etek altlarını kapatmak için, üzerlerine bir şeyler örtmesi gerekiyor. Büyük tapınakların çoğunda, kapıda sizlere etek ve kapalı giysi veriyorlar. Bazı tapınaklara girerken, şortlu erkeklere de geniş pantolon veriyorlar. Bir de tapınak içinde oturursanız, kesinlikle ayaklarınızı Buda’ya doğru uzatmayın. Çok ayıp ve Budistleri rahatsız eden bir davranış.

Şehirde etrafınızı saran onlarca satıcı çocuk görürsünüz. ‘’ Please, please’’ diyerek, yalvaran gözlerle etrafımda dolaşınca, sırf onlara yardım olsun diye, birçok gereksiz şey satın almak zorunda hissettim kendimi. Ülkenin parasının değeri çok düşük. Ziyaret ettiğim tarihte, Singapur’da, 117 Singapur doları ödeyerek 100.000 (Yüzbin) Kyat (Myanmar para birimi) almıştım. ( 1 USD = 860 Kyatt) Myanmar’lı dostlar, ülkede kredi kartımı kullanamayacağımı ve yabancı para taşımanın yasak olduğunu söylemişlerdi. Ancak, oraya gidince gördük ki, resmi olarak yasak olmasına karşın, sokaklar, kaçak dolar bozan insanlarla dolu olduğu gibi, turistik eşya satan yerlerin hepsi dolarla satış yapmaya çalışıyor. Diğer Güneydoğu Asya ülkelerinde olduğu gibi, Yangun’da da turistik hediye türü eşyaları pazarlıksız satın almayın. İnanması güç ama, size ilk verdiği fiyatı, siz ‘’hayır, istemiyorum’’ dedikçe, yavaş yavaş, yüzde yirmisine kadar indiren satıcılarla karşılaştım. Güncel durumu bilmiyorum. Çocuklar için aldığım gümüş gece çantasını, 2000 kyatt isteyen satıcıdan, 500 Kyatta aldım. Ama daha sonra gelen satıcı, aynı malı 200 Kyatta kadar indirdi. Bir tane de ondan aldım.

Ülke, İngilizler zamanında, başta yakut (rubi) ve yeşim taşı (jade-jeyd) olmak üzere kıymetli taşlarıyla büyük zenginlik içindeymiş. Tahmin edebileceğiniz gibi bu zenginlikler İngilizler tarafından sömürülmüş. Turist pazarlarında, bol miktarda yakut ve yeşim taşı hediyelik eşya satılıyor. Sokaklardaki hijyenik olmayan yiyecek satışları ve yoksulluk görüntüsünün yanında, görkemli, altın suyu kaplamalı, muhteşem tapınaklar, büyük bir çelişki olarak ortaya çıkıyor. Halkın yüzde doksanı Budist (Theravada Budhist). Theravada Budizm, Tayland, Myanmar, Kamboçya ve Laos’ta kabul gören Budizm şekli. Bu inanç, Dört Yüce Gerçek'ten oluşuyor.

  • Dukha: Acı, tatminsizlik, hoşnutsuzluk, stres.
  • Şehvet ve oluşma halleri için özlem.
  • Bu arzunun bırakılması.
  • Dukha’nın kesilmesi için uygulama yöntemi: Doğru görüş, doğru karar, doğru konuşma, doğru eylem, doğru seçim, doğru çaba, doğru dikkat ve doğru konsantrasyon.

  • Budistler, Budist rahiplere (Monklara) karşı büyük bir saygı duyuyorlar. Hindularda olduğu gibi Budist Monklar da, halkın kendilerine getirdikleri ile yaşamlarını sürdürüp, çoğu vakitlerini ibadete ayırıyor, başka bir işte çalışmıyorlar.

    Sokakta yürürken, Myanmarlıların çoğunluğunun yanaklarında beyaz bir toz olduğunu hemen fark edersiniz. Bu toz, sadece Myanmar bölgesinde oluşan bir çamurdan elde ediliyor ve Myanmarlılar bunu hem yanaklarını güneşten korumak, hem de bir anlamda dinsel bir ritüel olarak uyguluyorlar. Singapur’da, Myanmarlı bütün işçilerin suratında bunu gördüğüm için hiç şaşırmadım. Sanırım eğitim seviyesi düştükçe bu uygulama artıyor, zira Myanmarlı mühendis ve formenler bu uygulamayı yapmazlardı.

    Yangun’da en görülmeye değer yerler, Reclining Budha (Yatan Buda) Shwedagon (Şiveydagon) Pagoda, Sule Pagoda ( Pagoda tapınak demek), Gems Museum (Değerli taşlar müzesi), National Museum (Milli tarih ve kültür müzesi), Kandawgyi Gölü’ndeki, gemi şeklindeki Karaweik restoranı. Rehberimle birlikte, ilk önce, yatan Buda’nın olduğu tapınağı ziyaret ettik. Burada, devasa bir Buda heykeli var. Ancak, alışılmış, oturan Buda yerine, yatar vaziyette. Kocaman bir devin yanında kendinizi, ‘’Guliver devler diyarında’’ gibi hissedebilirsiniz. Rengarenk giysileri içinde, güzel bir bayanı andırıyor. Ayaklarının altında, 108 tane özel işaret varmış. Buda’nın bu işaretlerle dünyaya geldiği için Buda olduğu varsayılıyor. (İnanmak serbest). Bazı fotoğraflar vereyim.

    Budaların öğretisi şudur:

  • Sabırlı olmak en yüksek ahlaki uygulamadır, "Nibbana Yücedir" der Budalar.
  • Bir ‘’bhikkhu’’ başkalarına zarar vermez, başkalarına zarar veren biri, bhikkhu değildir.
  • Kötülük yapmamak, liyakat geliştirmek, zihnini arındırmak.
  • Hakaret etmemek, zarar vermemek, temel hükümlerde ölçülü davranmak, yemek yerken ölçülü olmak, tecrit edilmiş bir yerde oturmak, daha yüksek düşüncelere niyet etmek.

  • Nibbana ve bhikkhu hakkında internetten bulduğum bilgiler şu şekilde: Nibbana en yüksek mutluluktur, sonsuz mutluluğun dünya üstü bir hali olup Budizm'in nihai hedefidir. Nibbana bir cennet değil. İnsanın zihnindeki doğa, tüm kirliliklerden arınmış olduğunda, Nibban saadeti ortaya çıkar. Nibbana'ya götüren iç huzuru ve görüş netliğine ulaşabilmek için; Buda'nın öğretilerine uyun, uygulamaya koyun, açgözlülük, nefret ve kuruntudan kaynaklanan tüm pisliklerinizden kurtulun, kendinizi tüm arzulardan arındırın ve mutlak özveriyi gerçekleştirin, her türlü bencillik ve yanılsamadan, doğru ahlaki davranışa sahip bir yaşam sürün. Bhikkhu Budist keşişliği tarafından atanmış bir erkektir. Budist manastırlarındaki rahiplerin ve rahip adaylarının yaşamları, bir dizi kurala uygun olarak yürür. Yaşam tarzları, ruhsal uygulamalarını desteklemek için şekillenir, basit ve meditatif bir hayat yaşayarak nirvana’ya (bir insanın erişebileceği en yüksek mutluluk durumu) ulaşmak amaçlanır

    Shwedagon (Şıveydagon) Pagoda

    Müthiş bir yer. Şehrin en yüksek tepesinde, şehir içinde şehir gibi bir tapınaklar kompleksi. İçerisi binlerce Buda heykellerinin yanı sıra, harika işlemeler, görkemli altın rengi yapılar, yüksek kubbelerle dolu. Aşağıdaki fotoğraflardan fark edebileceğiniz gibi, fotoğrafı çekilecek çok şey vardı. Kulelerin birinin tepesinde, çok kıymetli bir yakut var. Fotoğrafını ileride göreceksiniz. Budistler, tapınaklardaki küçük Buda heykellerini yıkamayı kutsal bir görev kabul ediyorlar. Herkes, heykellerin yan taraflarında bulunan küçük fincanlarla heykele su döküp, başını, ayaklarını yıkıyor heykellerin. Onlara, çiçekler ve yiyecekler getiriyorlar. Ayrıca, onlarca ziyaretçi, tapınağı, gönüllü olarak zevkle süpürüp, temizliyor. Bir bakıma, bu şekilde ibadet ediyorlar. Tapınağın dışarıdan görünüşü.

    Shwedagon’u gezdikten sonra gördüğümüz Sule Pagoda, onun yanında çok mütevazı kaldı.

    Değerli taşlar müzesi de görülmeye değer bir yer. Müze girişinde, kocaman bir resim var. İngiliz tüccarın, Burmanın son kralını kandırıp, fevkalade değerli yakut parçasını ondan alışını gösteriyormuş. Rehberin dediğine göre, o yakut, şu anda kraliçe Elizabet’in kullandığı taçtaki en büyük ve kıymetli taşmış. Bu tüccar, taşı İngiltere’ye götürdükten sonra Sir ünvanı ile taltif edilmiş. Müze içerisinde; yeşim, yakut ve inci ağırlıklı olmak üzere çok sayıda değerli taş parçalarını görmek mümkün. Kesilmemiş parçalar olduğu gibi, onlarca işlenmiş taşı da görebilir, hediyelik veya kullanmak üzere satın alabilirsiniz.

    Keraweik Palace denilen restoranda güzel bir akşam yemeği yedim ve o arada folklor gösterilerini izledim. Restoran gemi şeklinde yapılmış ve Yangun’un ortasındaki Kandawgyi Gölü’nde. Restoran, büyük ve gösterişli bir yemekli gösteri merkezi olarak düzenlenmiş.

    Gezdiğim ana yerler, yukarıdakilerle sınırlı. Biraz da Yangoon’da çektiğim muhtelif fotoğraflardan bazılarını sunayım.

    Sonuç olarak Myanmar, Asya kültürünü merak edenler için görülmeye değer, enteresan bir ülke. Fotoğrafları görünce buna hak vermişsinizdir sanırım.

    Myanmar Gezi Notlarının sonu!

    İletişim