MALEZYA GEZİ ve BİLGİ NOTLARI (2007 – 2009 arası ve 2016)

Emekli olduktan sonra yapmayı tasarladığım işlerden biri de, gezdiğim yerlerle ilgili notları derlemekti. Ve zamanı gelince, bu notları hazırlamaya başladım. Malezya gezi notları da bunlardan biri.

Singapur’da bulunduğum 2007 – 2009 seneleri boyunca Malezya’ya defalarca gitmiş olmam ve daha sonra 2016’da Malezya’da 6 ay boyunca çalışmamdan dolayı, bu notlar, basit bir gezi notu olmanın ötesine geçti ve Gezi ve Bilgi Notları’na dönüştü. Malezya’da bulunduğum senelerden sonra aradan çok uzun zaman geçmesinden dolayı, her şeyi hatırlama şansım olmamasına karşın, elimdeki notlardan ve fotoğraflardan yola çıkarak, gezdiğim yerleri olabildiğince anlatmaya çalışacağım. Ancak, verdiğim bilgiler, gezdiğim döneme ait olup, aradan geçen zaman içerisinde birçok değişiklik olmuş olması çok mümkündür. Özellikle Johor Bahru’da kısa zaman içinde büyük değişiklikler olmuştu ve değişikliklerin sürdüğüne eminim. Lütfen yazılanları bu gözle okuyun.

Singapur’da çalıştığım 2007 – 2009 seneleri içerisinde Malezya’ya onlarca kez gitme şansım oldu. Malezya, Singapur’un sınır komşusu ve özellikle arada sadece bir köprü olan Johor Bahru eyaletine gitmek, belediye otobüsü ile bile mümkün. Her ne kadar köprü üzerinde pasaport kontrolünden geçme zorunluğu varsa da, bu kontrol, pek zaman alıcı bir şey değil. Sadece otobüsten indi bindi yapılması gerekiyor. Eğer özel araç ile gidiliyorsa, kontrol, araba içinde de yapılabiliyor.

Malezya, İslam değerlerini de barındıran ama modern görünümlü bir ülke. 16. Yüzyılda Portekizlilerin Malaka Sultanlığını ele geçirmesi ile Avrupalılarla tanışmışlar. Bilahare burası Hollandalıların eline geçmiş. Daha sonra İngilizler, Malezya’da koloni kurunca, ülkeyi paylaşmışlar. Malay yarımadası İngilizlerde kalmış. 2. Dünya savaşında Japonlar bütün bölgeyi ele geçirmiş. Japonların mağlubiyetiyle biten savaştan sonra Malezya Federasyonu kurulup Birleşik Krallığa bağlanmış. 1957’de İngilizlerden bağımsızlığını alıp Malay devletini kurmuşlar. 1963’te Singapur’la birleşen ve Malezya adını alan devlet, 1965’te Singapur’u Çinli nüfus yoğunluğundan dolayı dışlamış ve federasyondan çıkartmış. Bu enteresan olayı, Singapur Gezi Notlarımda detaylı olarak anlattım.

Malay yarımadası dışında, Borneo adasındaki Sarawak ve Sabah eyaletlerinin bulunduğu bölge ile 18000’den fazla ada da, Malezya’nın parçası. Federasyon, 13 Eyaletten oluşuyor. Bu eyaletlerin dokuzunda Sultanlıklar yönetimde. Ülke, Sultanların oluşturduğu meclis tarafından 5 seneliğine seçilen Devlet Başkanı ve halk tarafından seçilen Başbakan kanalıyla yönetiliyor. Ülkenin yaklaşık % 65’i Malay, % 25’i Çinli ve % 10’u Hintli. Resmi dili Malayca (Bahasa). Malayca (Bahasa Melayu da deniyor), Bruney, Endonezya, Malezya ve Singapur'da resmi dil olan Bahasa dilinin Malezya’da kullanılan lehçesi. Bahasa dilleri konuşulan ülkelerdeki lehçe farklılıkları çok az olduğundan, birbirlerini kolaylıkla anlayabiliyorlar.

Malezya’ya değişik zamanlarda birçok gezi yaptığımdan, herhangi bir gezi programına bağlı kalmadan, bölge bölge izlenimlerimi aktarmaya çalışacağım.

Kuala Lumpur

Malezyalıların deyişiyle KL - Key El, Malezya’nın başşehri. Malay, Çin ve Hint kültürlerinin bir arada yaşadığı, pırıltılı gökdelenler, geniş ve temiz caddeler, gösterişli alışveriş merkezleri, güzel parklar ve kocaman ağaçları ile, etkileyici ve renkli bir şehir. Singapur’daki gibi, büyük çaplı Çin ve Hint Mahalleleri, güzel Çin ve Hint tapınakları ve camiler bir arada.
Aşağıda, Kuala Lumpur’dan muhtelif fotoğraflar var.

Birinci Dünya savaşı bittiğinde Malaya bölgesi, çeşitli etnik gruplardan oluşuyordu. 1948'den 1960'a kadar Malaya Federasyonu'nda gerilla savaşları cereyan etti. Malayan Komünist Partisi'nin (MCP) askeri kanadı olan Malayan Ulusal Kurtuluş Ordusu'nun (MNLA) bağımsızlık yanlısı savaşçıları, İngiliz ve Büyük Britanya silahlı kuvvetlerine karşı savaştılar ve bu savaşı "İngiliz Karşıtı Ulusal Kurtuluş Savaşı" olarak adlandırdılar. Savaş, bağımsızlık kazanma ve sosyalist bir ekonomi kurma amaçlıydı. Haziran 1948'de sömürge hükümeti, İngiliz Malaya'sında olağanüstü hâl ilan ettiğinden, bu dönem, Olağanüstü Hal Dönemi olarak tanımlanıyor. İngilizler bu dönemi "Acil Durum" (State of Emergency) olarak adlandırıyorlar. Birçok MNLA savaşçısı, İkinci Dünya Savaşı sırasında Japon İmparatorluk Ordusu'na karşı savaşmak için İngilizler tarafından eğitilen, silahlandırılan ve finanse edilen komünist bir gerilla ordusu olan Malaya Halklarının Japon Karşıtı Ordusu'nun (MPAJA) eski üyeleriydi.

Komünist isyancılara verilen sivil desteğin çoğunluğu, çoğu korkunç yoksulluk içinde yaşayan, ırksal zulme maruz kalan etnik Çin-Malaya nüfustan geldi. Çatışmanın başlarında İngilizlerin, komünistleri yenme girişimleri silahsız köylülerin öldürülmesini içeriyordu. Bu konuda en kötü şöhretli vaka, genellikle "Britanya'nın My Lai'si (Vietnam Savaşı'nda, Amerikan güçlerinin yaptığı katliam) olarak anılan Batang Kali katliamıydı.

1955'te komünistlerle müzakereler denenmesine rağmen başarılı olmadı ancak bu noktada komünistler gerçek bir tehdit olmaktan çıktılar. 1957’de bağımsız Malay devleti kuruldu ama bu savaş 1960’a kadar devam etti. Aşağıdaki fotoğraftaki anıt Birinci Dünya Savaşı (1914 – 1918), 2. Dünya Savaşı (1941 – 1945) ve 1948 – 1960 arasında yaşanan olağanüstü dönemde hayatını kaybedenlerin anısına yapılmış.

Malezya Ulusal Müzesi, İkinci Dünya Savaşı sırasında ittifak hava kuvvetlerinin bombardımanı nedeniyle çökmüş olan Selangor Müzesi'nin eski yerinde 1963'te inşa edilmiş.

Malezya'nın tarihi olaylarını ve kültürünü batik boyama tarzında gösteren duvar resimleri, yaklaşık 1 Km. uzunluğundaki ana cephenin dekorasyonunu oluşturuyor.

KL’de gezdiğim yerlerden en önemlilerinden biri Batu Caves – Hindu tapınağı. Kuala Lumpur’a sadece 15 Km uzaklıktaki dünyanın en büyük mağara içerisindeki Hindu tapınağı. Mağaranın girişindeki merdivenlerin önünde, kocaman bir altın renginde Buda heykeli var. Tapınağın girişindeki bölge, seyyar satıcılarla dolu. Bunların dışında en göze çarpan şey ise, etrafta dolaşan, hoplayıp sıçrayan maymunlar. Maymunlar çok hareketli ve dikkatli olunmazsa tehlike yaratabiliyor. Rehber sıkı sıkı tembihliyor. Eğer elindeki torbada yiyecek veya içecek bir şey taşıyorsan (Budist inananlar, tanrılara ve rahiplere meyveler ve yiyecek taşıyorlar) maymunların saldırısına maruz kalman çok büyük bir olasılık. Ayrıca bayanların çantaları da tehlike kaynağı. Maymunlar uzaktan sevimli gibi gözükseler de tehlikeli ve vahşi hayvanlar. Eğer senden bir şey almak istediklerinde karşı koyarsan, hemen dişlerini gösterip sana karşı duruyorlar. Üstelik, o kadar fazlalar ki, bir aksilik olsa ve grup saldırısına maruz kalsan, kaçmak ve kendini korumaktan başka yapabileceğin bir şey yok, eğer becerebilirsen.

Tapınak 3 katlı mağaranın içerisinde. Mağaranın her üç katında da görülecek bir şeyler var. Merdivenler bayağı yüksek. En üstteki bölüme 272 basamaklı merdivenden ulaşılıyor. Ne kadar gittiğini ne kadar kaldığını anlayabilmen için, basamaklarda numaralar yazılı. Merdivenlerin ortasını geçtikten sonra insanın nefesini zorlamaya başlıyor. Dinlenip nefeslenerek çıkmak zorunda kalıyorsun. Merdivenden çıkarken çevrede onlarca maymun göreceksiniz. Ürkütücü sesler çıkartarak, oradan oraya zıplıyorlar.

Kuala Lumpur’un en önemli turistik gezi noktalarından biri de, KL’in kent simgesi binalarından sayılan Petronas ikiz kuleleri. KL şehir merkezinde, Malezya Milli petrol şirketinin (Petronas) iş kuleleri olan bu ikiz kuleler, toplam 452 metre yükseklikte ve 88 kattan oluşuyor. 1998-2004 yılları arasında dünyanın en yüksek ikiz gökdeleni olma özelliğine de sahip. Kulelere çıkış biletle. İçeriye sınırlı sayıda ziyaretçi aldıklarından, kuleye girebilmek için uzun süre kuyrukta beklemeniz gerekiyor.

Kuleler, ortalarına yakın bir yükseklikte birbirlerine bir köprü ile bağlanıyor. Ziyaretçileri kabul ettikleri bölge, bu köprü zaten. Yıllar önce, televizyondaki National Geografic kanalında bu kulelerin yapımı ve özellikle köprünün ne kadar hassasiyetle ve yoğun mühendislik çalışmaları sonucunda inşa edildiğini izlediğim için kulelere çıkmak benim için daha da ilgi çekiciydi. Kulelerin, estetik olarak da şahane bir mimarlık örneği olduğunu düşünüyorum.

İletişim