Şehir gezimizi tamamladıktan sonra otobüse binerek, 20 – 25 dakika uzaklıkta, kırsal bölgedeki kuzenimin yaşadığı çiftlik evine gittik. Oraya giderken gördüğümüz hemen her yer, tarım alanıydı ve yemyeşildi. Onlarda biraz misafirlik yaptıktan sonra, dönüş trenimizin saati yaklaştığından, kuzenim arabasıyla bizi oradaki tren istasyonuna bıraktı. Adam başı 4,6 Euro ödeyerek bir banliyö trenine binip Salzburg garına ulaştık. Orada biraz bekledikten sonra Viyana trenimize binip, Viyana’ya geri döndük.

22 Mart’ta, kuzenimin tavsiyesine uyup, trenle, günü birliğine Viyana’dan Slovakya’nın başkenti Bratislava’ya gittik. Bratislava ile ilgili bilgileri Slovakya Gezi Notlarında anlattım.

22 Mart’ta, kuzenimin tavsiyesine uyup, trenle, günü birliğine Viyana’dan Slovakya’nın başkenti Bratislava’ya gittik. Bratislava ile ilgili bilgileri Slovakya Gezi Notlarında anlattım.

23 Mart ana programımız, Hofburg Sarayı ve Saint Peter Kilisesini gezmekti. Hofburg Sarayı şehrin merkezinde. Sarayın bir kısmı, şu anda Avusturya Cumhurbaşkanı tarafından kullanılıyormuş. Saray, Habsurg hanedanı tarafından, Avusturya Macaristan imparatorluğunun yönetimi sırasında da kışlık saray olarak kullanılmış. Hanedanın en önemli imparatoriçesi Maria Theresia. İmpratoriçe, 1740 – 1780 arasında 40 yıl imparatorluğu yönetmiş ve dünyanın en güçlü kadınlarından olmuş. Aynı zamanda, Fransız İhtilali'nde idam edilen Fransa Kraliçesi Marie Antoinette'in de annesi.

Sarayı gezmemiz sırasında, içerisindeki Sisi Galerisini ve ayrıca at eğitimciliği ve atlı gösteri yapılan İspanyol Binicilik Okulunu gezdik. İspanyol Binicilik okuluna aldığımız adam başı 15 Euro olan biletle çok güzel bir gösteri göreceğimizi umarken, maalesef, sadece prova ile karşılaştık. Meğer gösteri gün ve saatleri başka zamanda yapılıyormuş. Muhtemelen onların ücretleri de farklı oluyor. İçeri girip, ortalarda dolaşan bir kaç atı görünce, ısındıktan sonra gösteri yapacaklar diye çok bekledik ama her hangi bir değişiklik olmadan bitti. Hayal kırıklığına uğradık. Dolayısıyla, binicilik okuluna bilet alacaklara, aldıkları biletin prova için mi, gösteri için mi olacağını iyice öğrenmeden bilet almamalarını tavsiye ediyorum. Bir başka önemli husus da, seyir yerlerinde kademeli oturma yerlerinin olmaması. Dolayısıyla, geç girerseniz, arka sıraya kalır ve önünüzdekilerin kafasından, hiçbir şey göremeyebilirsiniz.

Biraz da Viyana’nın simgelerinden Kraliçe Elizabeth, yani SİSİ’den bahsedeyim. Sisi, Kral Franz Joseph’in karısı. 1853’te, 16 yaşındayken teyzesinin oğlu Franz Joseph ile, evliliği istemediği halde evlenmişler. Sisi gerçekten çok güzel bir kadın ve kocası da ona delice âşık. Ancak, Sisi’nin saray kurallarına hiç uyamayacağı, asi ve çok özgürlükçü bir ruhu var. Sarayda bulunmaktan bile hoşlanmıyor, formaliteci aile yemeklerine katılmayı sevmiyor, özgürce ata binip dolaşmayı ve seyahat etmeyi seviyor.

Dolayısıyla, mutsuz bir evliliği ve mutsuz bir hayatı var. Kendini güzel tutmaya çalışıyor. Sürekli spor yapıyor, çok az yemek yiyor, her gün, uzun saçları için 3 – 4 saat harcadığı söyleniyor. Formunu korumak için açlık diyetleri yapıyor. Dört çocuk doğurmasına karşın, beli 41 cm imiş. Fransa’dan getirttiği özel korseleri giyermiş. 1889'da, oğlu, sevgilisi ile birlikte Mayerling Av Köşkü’nde intihar edince (tarihe Mayerling faciası olarak geçmiştir) saray yaşamından iyice uzaklaşmış.

Sisi, saray kurallarını sevmeyen ve halktan biri gibi davranan bir kraliçe olduğundan, Macaristan’a gittiğinde Macar halkı tarafından çok sevilmiş ve Avusturya – Macaristan İmparatorluğunun kuruluşunu sağlamış. 1898’de Cenevre’ye sahte kimlikle yaptığı bir gizli gezide bir anarşist tarafından bıçaklanarak öldürülmüş. Üstelik anarşistin asıl amacı, prensi öldürmek iken, İsviçre gazetelerinde Sisi’nin gizlice Cenevre’ye geldiği duyurulunca, sırf ünlü birisini öldürmek için Sisi’yi kendine hedef olarak seçmiş. Anarşist, bir parkta dolaşan Sisi’ye yaklaşmış ve 10 cm’lik ince bir bıçağı göğsüne saplamış. Korsesi çok sıkı olduğundan kanama fark edilmemiş. Sisi 100 metre ilerideki iskeledeki, vapura binip bayılmış. Sahte isimle gezdiği için geminin kaptanı durumu önemsememiş. Kimliği öğrenildiğinde geri dönüp otele taşımalarına rağmen Sisi ölmüş. Yani anlayacağınız, pisi pisine gitmiş, güzel kraliçe Sisi.

Aşağıda, Hofburg sarayından ve çevresinden fotoğraflar var. Sisi müzesi içerisinde fotoğraf çekmek yasak olduğundan oradan fotoğraf yok ama sarayın yemek takımları sergisinden ve Binicilik okulundan fotoğraflarım var. Sisi sergisine girebilmek için kişi başı 29,90 Euro ödedik.

İlk fotoğraf, daha önceki yürüyüşümüz sırasında, gece çektiğim fotoğraf.

Saraydaki Avusturya İmparatorluğunun yemek takımlarıyla ilgili sergi, çok büyük, zengin ve enteresandı. Topkapı sarayındakinden çok daha büyük ve görkemli. Osmanlı imparatorlarının çoğu oldukça mütevazi yaşamış.

AYAK YIKAMA SEREMONİSİ

Her yıl Kutsal Perşembe günü Habsburg imparatorluk çifti, alçakgönüllülüklerinin sembolü olarak, 12 fakir ve yaşlı kadın ile 12 fakir ve yaşlı erkeğin önünde diz çöker ve onların ayaklarını yıkarmış.

Bu seremoni, İsa'nın alçakgönüllülüğünün bir işareti olarak öğrencilerinin ayaklarını yıkadığı Son Akşam Yemeği'nin anıldığı Kutsal Hafta'da yapılıyordu. Bilinen bu ritüel, hala Katolik Kilisesi'nde anma törenlerinde uygulanmakta. Kutsal Perşembe günü Papa tarafından on iki adamın ayaklarının geleneksel olarak yıkanması, Paskalya törenlerinin başladığını gösteriyor.

Ayak yıkanması için seçilen kişiler, tıbbi olarak muayene edilip, güzelce yıkandıktan sonra siyahlar içinde tek tip giyindirilirmiş. Seremoniden sonra, şanslı yaşlı kişilerden her biri, güzel bir at arabasıyla evlerine götürülmeden önce, şarap sürahileri ve yeşil taş bardaklarla birlikte 30 gümüş sikke ile dolu beyaz bir deri kese alırmış.

Şimdi biraz da Viyana’yı yürüyerek gezerken çektiğimiz muhtelif fotoğraflardan bir demet sunayım.

Avusturya Gezi Notlarımı, Viyana’da, zarif Kafe/Restoranlarda yediğimiz bazı yemek ve tatlıların ve o mekanların fotoğraflarıyla kapatmak istiyorum. Koyduğum menüler, fiyatlar hakkında sizlere fikir verecek sanırım.

Yukarıdaki fotoğraflardan da tahmin edebileceğiniz gibi, Avusturya mutfağı, lezzetli et yemekleri ve hamur işlerine sahip. Türkiye’de de bilinen Schnitzel (şinitzel), Avusturya’nın geleneksel yemeklerinden. Viyana Şinitzeli, yumurta ve galeta ununa bulanarak yağda kızartılan kemiksiz dana eti.

Ayrıca, yüzyıllardır pasta yapımı kültürü gelişmiş ve geleneksel olmuş. Kafelerde, çok değişik tatlarda, lezzetli tatlı ve pastaları, dekoratif sunumla yiyebilirsiniz. Bakması bile, sizi iştahlandırır.

Değişik çikolata tatları da yaygın olarak kullanılıyor ve çikolata olarak da satılıyor.

24 Mart sabahı, biraz daha çevreyi dolandıktan sonra check out yapıp otelden ayrıldık ve Havaalanına gittik. Viyana’da kalış süresimiz 2-3 gün daha uzun olsaydı, hiç sıkılmazdık diye düşünüyorum.

Uçuşumuz direkt olarak, Viyana – Ankara idi.

Avusturya Gezi Notlarının sonu!

İletişim