20 Mart’ta en fazla zaman harcadığımız yer Schönbrunn sarayı oldu. UNESCO Dünya Mirası listesinde olan Schönbrunn sarayı, Habsburg Hanedanının yazlık sarayıymış. Çok geniş bir arazi üzerine kurulmuş, birçok kültürel yapıtlara ve şahane bahçelere sahip. Sarayın ve bahçesinin yapımı 1749’da imparatoriçe Maria Theresia tarafından tamamlatılmış.

Giriş için, 2 kişi 48 Euro ödedik. Schönbrunn güzel çeşme demek. Burada bulunan suyun üzerine yaptırılan bu çeşmeden almış Schönbrunn sarayı adını. İmparator I. Karl 1918'de, tahtı bıraktığını bildiren ve Habsburg Hanedanı hâkimiyetine son veren anlaşmayı burada imzalamış.

Aşağıda bazı fotoğrafları var.

Neptün Çeşmesi, bahçenin en çarpıcı unsuru olarak tasarlanmış ve sarayın arkasındaki tepenin eteğine yerleştirilmiş.

İşlemeli bir kaide üzerindeki kayalık bir mağaranın üstüne, deniz tanrısı Neptün, deniz kabuğu şeklinde bir savaş arabasında, elinde zıpkınıyla yerleştirilmiş ve çevresine birçok heykel konmuş. Solunda bir peri, sağında diz çökmüş deniz tanrıçası bulunuyor. Yarı insan – yarı balık olan başka figürler ve deniz atları, tabloyu tamamlıyor. Kaidenin üzerinde muhtelif masklar var. Fotoğraftaki insanların fotoğrafına bakarak, kaidenin ne kadar yüksek olduğunu anlayabilirsiniz. Bizim fotoğraflar uzaktan çekildiği için cüssesi tam algılanamıyor.

21 Mart’ta Salzburg’a, amcamın kızı olan kuzenimi ziyarete gittik. Salzburg’un en önemli özelliği Mozart’ın doğum yeri olması. Barok tarzda binalarla dolu, temiz, şirin ve oldukça ufak bir şehir. Şehirdeki ana görülecek yerleri gezmek için bir tam gün yeterli gibi. Ama biz Viyana’dan gelip, akşamüzeri Viyana’ya dönmek zorunda olduğumuzdan ve kuzenimin çiftlik evine de uğramak istediğimizden, gezi programımız daha da kısıtlı oldu.

Viyana’da, Avusturya’nın resmi demir yolları şirketi olan OBB’den biletimizi aldık. Saatte 225 kilometre hıza kadar çıkan hızlı trenle, 2 saatlik rahat bir yolculuk sonunda Salzburg’a ulaştık. 2 kişi, gidiş dönüş 202 Euro ödemişiz tren için. Kuzenim ve eşi, bizi istasyon çıkışında karşıladılar ve Salzburg’u dolaşmaya başladık. Gezilecek ana yerlerin hepsi zaten yürüme mesafesinde. İstasyonda şehir merkezinde sayılır.

Mirabel Sarayı: Şehir merkezinde, özenli peyzaj yapılmış bahçesi ve rengârenk, değişik çiçeklerle bezenmiş harika bir saray. Başka bir özelliği de ünlü The Sound of Music filminin, bu sarayda ve bahçelerinde çekilmiş olması.

Şehrin meydanında iki tane değişik heykel var. İkisi de aynı sanatçı tarafından, 2007’de yapılan bir sanat projesinde üretilmiş. Biri Woman in the Rock (Kayadaki Kadın) diğeri ise A Man Standing on a Sphere (Kürenin Üzerindeki Adam). Her ikisi de alışık olmadığımız türden, heykelimsi sanat eserleri.

İletişim