Almanya Gezisi Notları
(28 Mayıs – 7 Haziran 2018)

2018 Mayıs ayı sonunda, ODTÜ’den sınıf arkadaşım sevgili Nedim Yazıtaş, eski Doğu Almanya tarafına bir gezi yapalım dedi. Nedim, eşi Rengin, eşim Zerrin ve ben yola çıktık. Lutherstadt bölgesindeki gezi programını ve rehberliğimizi de sevgili Nedim yaptı. Hem kendim neler yaptığımı unutmayayım diye, hem de bu yörelere gitmeyi düşünenlere yardımcı olması amacıyla, her zamanki gibi gezi notlarımı hazırladım. Notların hazırlanmasında, bazı ansiklopedik bilgiler için, internetten yararlandım. 28 Mayıs’ta Biz Ankara’dan yola çıkıp, Berlin’deki iki havaalanından biri olan Tegel’e indik, Rengin ve Nedim de İskoçya’dan diğer havaalanı olan Schoenefeld’e indiler. Planlamamız mükemmeldi, Nedimler bizden yaklaşık iki saat önce inerek kiraladıkları arabayı alarak, bizim varış saatimizde Tegel’de olacaklardı. Ancak, biz bir saat erken, onlarda bir saat geç gelince aynı anda inmiş olduk ve gezimiz yaklaşık bir saat gecikmeli başladı.

Buluştuktan sonra, yaklaşık 100 km uzaktaki, ilk durağımız olan Lutherstadt Wittenberg’a vardık. Wittenberg’de, Brauhaus Wittenberg otelinde kaldık. Burası, dört tarafı tarihi binalarla çevrili, fevkalade şirin bir avlunun yemek yeme alanı haline getirildiği, çok sempatik bir otel. Aynı zamanda, biralarını kendileri üretiyorlar. Çok lezzetli olan bira imalat serüvenine 1500 lü yıllardan beri devam ediyorlarmış. Kahvaltı dahil 2 kişi, 103 Euro / gece ödedik. Yanda, aynı zamanda otelin açık yeme salonu olarak da kullanılan şirin bahçesinden bir görüntü.

Otele geldiğimiz günün akşamında, otelin avlusunda yemek yemeye karar verdik. İyi ki önceden rezervasyon yaptırmışız, zira boş masa yok gibiydi. Siparişimiz öncelikle bira idi, adeta çöl safarisinden dönen bitap düşmüş turistler gibi, biralarımızı yudumlarken yemek seçme işlerimizi sohbet ederek tamamladık. Birinci bardaklarımız henüz bitmişti ki yemek siparişiyle birlikte birer bira daha söyledik. Önümüze konulan her yemek tabağını merak ve zevkle izleyerek, adeta bir tören havasına soktuk kendimizi. Ilık ve berrak bir Mayıs akşamında, güzel sohbet, nefis yemek ve harika biralardan sonra çıktık Wittenberg sokaklarına...... Wittenberg şehri, Protestan mezhebinin lideri Martin Luther (1483-1546) ile çok yakından ilişkili. Yaklaşık 50.000 kişinin yaşadığı sakin bir Alman şehri. Şirin ve temiz, sessiz, sakin, büyük bir kasaba görünümünde. Akşam yürüyüşüne çıktığımızda sokaklar o kadar boş ve sessizdi ki, sokağa çıkma yasağı mı var diye espri yaptık aramızda.

Luther ile olan bağlarından dolayı, Wittenberg ve Eisleben şehirleri, Dünya Miras Listesinde bulunuyor. Bu nedenle çoğunlukla, dünyanın her köşesinden gelen Protestan hacıları ve tarih meraklılarını ağırlıyor. Wittenberg’de yetişen diğer önemli kişi, Luther’in yakın arkadaşı, akademisyen Philip Melanchthon (1497-1560). Luther’in bu kadar benimsenmesinde, asıl payın, Melanchthon’da olduğu söyleniyormuş. Belediye binası önünde, her ikisinin de heykelleri bulunuyor.


Luther’in memleketinde olduğumuz için, Luther’i ve Protestanlığı biraz daha yakından tanımak gerekiyor. Eisleben’de 1483’de varlıklı bir köylü ailesinin çocuğu olarak doğan Luther, Alman papaz ve Teoloğu. Üniversitede felsefe hocalığı da yapmış. Protestanlık mezhebinin kurucusu olarak tanınıyor.

1507’de Augustinuscular tarikatına girerek papaz, 1511’de ilâhiyat doktoru, 1513’de Wittenberg Üniversitesinde profesör olmuş. İki sene sonra, mensubu olduğu Augustinuscular tarikatının Almanya vekili seçilmiş.

Papa’nın, sermaye toplamak amacıyla, ölümden sonra cennete girmek ve günahların bağışlanması için ''Endülijans'' denen kurtuluş belgeleri satmasına karşı çıkan Luther, "Endülijansın Kuvvetine Dair Tezler'' adı altında 95 maddelik tezini Wittenberg Saray Kilisesinin kapısına asmış. Bu kapının orijinali yanmış ama ertesi gün yaptığımız gezide, yeni bronz kapıların replikasının fotoğrafını çektik.

Luther, 1520’de Papa tarafından aforoz edilmesine karşın, Almanya'da oldukça etkili olmaya devam etmiş. Saksonya dükü III. Frederick onu himayesine alarak yakılmaktan kurtarmış.

Luther, insanların kendi dillerinde ibadet etmesini savunduğu için İncil'i Almancaya çevirmiş. Okuduğunu anlayabilen halk Lüther’in fikirleriyle isyan edince, bu isyanda 100.000'den fazla insan ölmüş. 1515’te evlenen ve altı çocuğu olan Luther, doğum yeri olan Eisleben’de, 1546 yılında ölmüş.

Tüm yazıları, sonraları Luther’in Eserleri, 1826-1857 adıyla 67 ciltte toplandı. Başlattığı reform hareketi ve Protestanlık mezhebi, ölümünden sonra da yayılmaya devam etti. Kuzey Avrupa hızla Protestan mezhebini benimserken Güney Avrupa Katolik kaldı. Protestanlık mezhebindeki insanlar kilisenin baskısından kurtulduğu için, bilim hızla yayılmaya başladı.

29 Mayıs’ta, oldukça sıcak ve berrak bir havada yaptığımız kahvaltıdan sonra Wittenberg’i dolaşmaya başladık. Bu arada, kentin küçük turistik gezi aracına da bindik. Aşağıda, yeşile boyanmış, traktörvari bir çekicisi olan araca, yer kapmaya koşuyoruz.


Wittenberg Genel Fotoğraflar:


St. Mary Katolik Kilisesi, Lutherstadt'in en eski binasıymış ve UNESCO Dünya Mirası Listesinde. Martin Luther bu kilisede vaaz veriyormuş. Ayrıca bu kilise, çok eski, muhteşem bir orga ve değerli resimlere sahip.

Sol tarafta bronz olarak fotoğrafladığım kapılar, Hristiyanlık alemi için çok önemli.

Bu kapılar, sadece Hristiyanlık alemini değil, tüm dünyayı değiştiren Protestanlık mezhebinin başlangıcı olarak kabul ediliyor. 1517'de, yerel keşiş Martin Luther, Katolik mezhebine karşı gelerek oluşturduğu 95 adet reform tezini kağıda yazıp, kapıya çivileyerek, Protestanlığa giden yolu açmış.

Orijinal ahşap kapılar 1700'lerde yangında yandığından, Hein Heinsen tarafından, bu bronz kapılar hazırlanmış. Kapının özelliği aşağıda anlatılıyor.


Detay Fotoğraf için tıklayınız

İletişim